Haber: Ogün AKKAYA
(ANKARA) – TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Aktaş, SPK ve Borsa İstanbul’un manipülasyonlara karşı daha önleyici bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini söyledi. Borsadaki halka arzların da daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Aktaş, “Az ve öz firma olması lazım. Açılmaması gereken firmaların açılmasına müsaade ettik. Ne yazık ki borsada gördüğümüz manzara şu: Kendi hissesiyle oynayan patronlar bile var. Bunlar konuşuluyor, ediliyor. Bunlar tehlikeli şeyler” dedi. Prof. Dr. Aktaş, SPK’nın bazı fon yöneticelerine yönelik iki yıl işlem yasağını “Çok geç kalınmış bir karar. Bunun buraya gideceği belliydi” diye değerlendirdi.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nden (ETÜ) öğretim üyesi Prof. Dr. Ramazan Aktaş, sermaye piyasalarındaki son gelişmeleri ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Aktaş, piyasalardaki son gelişmelerin fon düzenlemeleriyle bağlantılı olduğunu belirterek, fiili dolaşım oranlarının bazı hisselerde gerçeği yansıtmadığı yönündeki değerlendirmeler nedeniyle düzenlemeler yapıldığını söyledi. Serbest fonlarda kaldıraç oranlarının yüksek olduğuna dikkati çeken Aktaş, “Kaldıraç dediğimiz yani borçla pozisyon alıyorsunuz. Örneğin 100 liralık bir pozisyon için sadece 3 lira yatırıyorsunuz. O aldığınız pozisyonu tutarsanız para kazanıyorsunuz. Düşerse de müthiş para kaybediyorsunuz” dedi.
“BİR TAŞLA İKİ KUŞ VURUYORSUNUZ”
Katılımevim ve benzeri şirketlerin hisselerinde yaşanan hareketlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktaş, yatırım yapılan şirketin hissesinin değerinin yükseltilmesiyle iki taraflı kazanç yaratılabildiğini söyledi. Aktaş, “Mesela Katılımevim bunların şirketlerinden bir tanesi, hisselerinden. Alıyor mesela milletten topladığı parayla kendi bir hisse senedine de ne yapıyor? Yatırım yapıyor. O hissenin fiyatını yükselttikçe onun değeri de artıyor. Düşünebiliyor musunuz? Bir taşla iki kuş vuruyorsunuz” diye konuştu.
Küçük ve halka açıklık oranı düşük şirketlerin hisselerinin manipülasyona daha müsait olduğunu belirten Aktaş, farklı aracı kurumlar üzerinden hisselerin toplanabildiğini söyledi. Aktaş, şöyle devam etti:
“Bu bir manipülasyon. Manipülasyonlar da iki ayrı şekilde olur. Bir tanesi finanFcial information manipulation dediğimiz, finansal bilgi manipülasyonu; yani mali tablolarla oynarsınız. İkincisi de hisse senedi manipülasyonu dediğimiz stock manipulation’dır. Orada da küçük yatırımcıları, hiçbir şeyin farkında olmayan, borsada çoğunluğu oluşturan sayıca o insanları manipüle edersiniz. Ne yaparsınız? ‘Ya bakın, bu hisse acayip şekilde yükseliyor’ dersiniz. Zaten borsaya gelen çoğu insan da ne yazık ki gözü kara bir şekilde geliyor. Bilmeden geliyor. Yani firma değeri nedir, nasıl hesaplanır? Bunları bilmeden geliyor. Ve bu şekilde acayip değerler yaratıyor.
Mesela bir Koç Holding’de yapamazsınız. Çünkü bunların, biliyorsunuz, çok büyük firmalar bunlar. Bunlarda yani, dolayısıyla baktığınızda öyle gidip o tahtaları alıp harekete geçiremezsiniz. Anlatabildim mi? Ama küçük bir firma, hisse miktarı belli, firmanın büyüklüğü belli, halka açıklık oranı düşük. Orada ne yapıyorsunuz? Tahtayı squeeze etme dediğimiz, sıkıştırma dediğimiz bir şey vardır. Küçük küçük o hisseleri toplarsınız. Bu işi yaparken de tek başına değildir. Dört-beş tane büyük oyuncu farklı aracı kurumlar marifetiyle bu hisseleri toplamaya başlar. Hep böyledir. Ondan sonra da bu tahtayı squeeze etmek demek, kapanı almak, artık sıkıştırmak. Artık hisseler, bakarsınız, siz hareket eder hale gelirsiniz. Siz satarsanız hisse düşer, siz alırsanız hisse yükselir. O hale getirirsiniz. İşte ondan sonra da düğmeye basarsınız. Gideceği yere kadar götürürsünüz. Bu arada da birtakım bilgiler yayarsınız.”
“ANORMAL DEĞERLER VAR”
SPK’nın bazı fon yöneticelerine yönelik iki yıl işlem yasağı kararını değerlendiren Aktaş, kararın çok daha önce alınması gerektiğini belirtti. Aktaş, “Çok geç kalınmış bir karar. Ya bu bunun buraya gideceği belliydi yani. Çünkü anormal değerler var. Yani bakıyorsunuz yani değeri o olmaması gereken firmalara bakıyorsunuz. Öyle bir yükseliş yaşıyor ki arkada bakıyorsunuz yani onu açıklayacak bir şey yok” dedi. Bazı şirketlerde piyasa değeri ile şirketin temel göstergeleri arasında büyük farklar oluştuğuna dikkati çeken Aktaş, “Öyle hisseler var ki piyasa değeri defter değerinin 50 misli çıkmış. Bu ancak ve ancak Nvidia gibi bir firma olabilir mesela. Çünkü onun ciddi bir beklentisi var. İyi bir teknolojisi var. Bunlar böyle firmalar değil” ifadelerini kullandı.
“SPK, OLANI BİTENİ BİR GÜZEL SEYRETTİ”
Aktaş, SPK’nın yaşanan gelişmeler karşısında daha erken harekete geçmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Vatandaş bilmeden bu serbest fonlara yatırım yapıyor. ‘Bu serbest fon acaba hangi hisselerde pozisyon almış? Bu fonla oradaki hisseler arasında organik bir ilişki var mı, yok mu? Bu hisselerin halka açıklık oranı ne?’ gibi sorulması gereken kritik şeyler var. Ben size şunu söyleyeyim: Yani o firmanın sahipleri kimdir, kimlerdir, geçmişi nedir, bununla ilişki hissediyorum falan, bunlara bakmadan giriyorlar, alıyorlar. Çünkü bakıyor, önce ilk etapta çok güzel kazandığını düşünüyor ve zannediyor ki hep öyle gidecek. Sonra işte bir gün geliyor, bu çöküş yaşanıyor. Bütün manipülasyonlar da genellikle bu şekilde sonuçlanır. İşin enteresan tarafı, acı bir gerçek: SPK olanı biteni bir güzel seyretti. Sonra da işte düğmeye basmak durumunda kaldılar. O da dışarıdan gelen baskıdan dolayı.”
“TAŞLAR YERİNE OTURUYOR”
Piyasalarda bundan sonraki sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ramazan Aktaş, alınan kararların arkasında durulması gerektiğini söyledi. Aktaş, “Şu anda taşlar yerine oturuyor. Bence geri adım atılmaması lazım. Yapılması gereken yapıldı. Bu kararın arkasında durulacak” dedi. Yaşanan düşüşlerin panik satışlarına dönüşmemesi gerektiğini vurgulayan Aktaş, “Buradaki en kritik nokta şu. Panik halinde herkes çıkmaya başlarsa en tehlikeli olan bu. O paniği ortadan kaldırmak lazım” ifadelerini kullandı.
“FİNANSAL OKURYAZARLIK DİYE BİR ŞEY YOK”
Küçük yatırımcıların borsaya ilişkin bilgi eksikliğinin de piyasalardaki sorunlardan biri olduğunu belirten Aktaş, “Toplumda finansal okuryazarlık yok. Yok. Finansal okuryazarlık diye bir şey yok. Adam bilanço okumayı bilmiyor. Gelir tablosu okumayı bilmiyor. Net kara bakıyor, ‘firma kardaymış’ diyor. Sanki pazardan domates alır gibi hisse senedi alıyor. Firmayı tanımıyor. Bunun temel analizini bilmiyor” dedi.
“MANİPÜLASYONDA BİR ALDATMA OLAYI VAR. BU BİR DOLANDIRICILIK”
Manipülasyon ile spekülasyonun birbirinden ayrılması gerektiğini kaydeden Aktaş, spekülasyonun bilgiye dayalı olarak pozisyon almak olduğunu, manipülasyonda ise aldatma bulunduğunu söyledi. Aktaş, “Manipülasyonda bir aldatma olayı var. Fiktif işlemlerle, yalan haberlerle hisseyi hareketlendirmeye çalışıyorsun. Bu bir dolandırıcılık. Bu yasak. Yasak olmasına rağmen bunu yapıyorlar. Bir kısım insanın da doğasında var sahtekarlık” diye konuştu.
SPK ve Borsa İstanbul’un manipülasyonlara karşı daha önleyici bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini belirten Aktaş, borsadaki halka arzların da daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Aktaş, “Az ve öz firma olması lazım. Açılmaması gereken firmaların açılmasına müsaade ettik. Ne yazık ki borsada gördüğümüz manzara şu. Kendi hissesiyle oynayan patronlar bile var. Bunlar konuşuluyor, ediliyor. Bunlar tehlikeli şeyler” ifadelerini kullandı.
Halka arzlarda da sorunlar yaşandığını kaydeden TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Aktaş, “Firma halka açılıyor. Müthiş beklentiler. İşte şuraya gidecek, buraya gidecek. Sonra bakıyorsunuz o firma birkaç içerisinde iflas etmiş. Yani her halka arzda müsaade etmemek lazım. Halka arzlarda hatalar yapıldı” diye konuştu.




